Perili Köşk

Sermet Bey döndü, arkasındaki bekçiye,

- İşte bir boş köşk daha! Dedi.

Küçük bir çam ormanının önünde beyaz, şık bir bina, mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Tarhlarını yabani otlar bürümüş. Bahçesinin demir kapısında büyük bir "Kiralıktır" levhası asılıydı. Bekçi başını salladı:

- Geç efendim, geç!... Orası size gelmez.

- Niçin canım?

- Demin gösterdiğim evi tutunuz. Küçük ama çok uğurludur. Kim oturursa erkek çocuğu dünyaya gelir.

- On iki kişi nasıl sığarız beş odaya! Buraya bakalım, buraya... Tam bize göre...
Bekçi tekrar, katî bir işaretle,

- Buraya oturamazsınız efendim... dedi.

Sermet Bey, gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış sanılacaktı. Kuluçka yatan beyaz bir Nemse tavuğu gibi yayvandı. Yirmi senedir, çocuğa kavuşalıdan beri hep böyle bir yuva tahayyül ederlerdi. Asabî bir istical ile,

- Niye oturamayız? diye sordu.

- Efendim, bu köşkte peri vardır.

- Ne perisi?

- Bayağı peri! Gece çıkar. Evdekilere rahat vermez.

Sermet Bey, gözüyle gördüğüne, kulağıyla işittiğine inananlardan değildi. Eliyle sıkı sıkıya tutup hissetmeyince bir şeyin varlığına hükmetmezdi, gözle kulak onca birer yalan kovuğuydu. Yalanla hep bize bu dört kapıdan girerdi. Fakat el... fakat Lâmise, hiç dolma yutmazdı. Bütün hurafeler, bâtıl itikatlar dimağımıza hücum için gözle kulağa koşardı. Güldü:

- Perinin bize zararı dokunmaz! dedi:

Bekçi bir küfür işitmiş gibi Sermet beyin yüzüne baktı.

- Her giren evvelâ böyle söyler, ama bir ay oturmaz.

- Senin nene lâzım. Haydi burasını gezelim.

- Anahtarı sahibindedir.

- Sahibi kim?

- Sahibi Hacı Niyazi Efendi. İşte şu yandaki köşkte oturan...

- Haydi anahtarı alalım.

- Peki, ama...

Döndüler. Sık ağaçlar arasından yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşıboyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı.

İhtiyar bekçi yolda beyaz köşkün tarihini kısaca anlattı. On senedir buraya girenler bir aydan ziyade oturamamışlardı. Evvelâ peri görünüyor, sonra büyük büyük taşlar atıyor, nihayet gelip camları kırıyor, içeridekilere geceleri hiç rahat vermiyordu. Kiracılardan ikisinin yüreğine inmiş, üçünün evlâtlıkları çarpılmış, birisinin karısı korkudan altı aylık çocuğunu düşürmüştü. Gölgelerinde koyunlar otlayan çiçekli badem ağaçlarının altından geçtiler. Kırmızı köşkün kapısını açtılar.

Hacı Niyazi Efendi eski bir evkaf memuruydu. Hürriyet'te tazminat olarak daireden çekilmiş, ev alıp satmakla geçinmeğe başlamıştı. Fakat çok doğru bir adamdı. Senede belki yüz ev sattığı halde kendi perili köşkünü hariçten gelip Hanya'dan Konya'dan haberi olmayan enayi bir müşteriyi sokmuyor: "Allah'tan korkarım neme lâzım!" diyordu. Köşkünün perili olduğunu hiç saklamazdı. Kapıyı kendi açtı. Sermet Bey evi gezmek istediğini söyledi:

- Pekâlâ, buyurun! Dedi.

Önlerine düştü. Bahçeden geçtiler. Hacı Niyazi Efendi sokakta sarı aba cübbesinin cebinde pirinç bir anahtar çıkardı. Bahçe kapısını açtı, Sermet Beye,

- Bu anahtar köşkü de açar... dedi.

Yürüdüler, bahçe hakikaten biraz vahşiydi. Bakımsızlıktan, ayak basmamış bir dere içine dönmüştü. Köşkün arkasındaki küçük çam ormanında da vahşi bir sükun vardı. Bekçi köşke girmedi. Kapıda kaldı. Sermet Bey, ev sahibiyle gezdi. Tezyinata hiç diyecek yoktu. Alt kat bütün mermerdi. Sarnıç, banyo, kuyu, kümes, ahır... Hepsi tamamdı.

- Kirası ne kadar?

- Çok istemiyorum. Yüz seksen lira. Ama üç seneliğini peşin isterim.

- Niçin?

- Bakınız beyim, niçin: Düşmanlarım, köşk kiracısız kalsın diye peri lafı çıkarmışlar. Birisi girdi mi, herkes fisebilillâh peri propagandasına başlar. Nihayet kiracılar işittikleri yalanı, gördük sanıyorlar. Meselâ kış ortası köşkü başıma bırakıp savuşuyorlar. Daha fenası, çıkanlar propagandacılara katılıyor. İki sene daha böyle giderse malımı ne satabileceğim, ne de kiracı bulabileceğim.

Sermet Bey sordu:

- Vâkıa şimdiye kadar hemen hiç... Fakat giren, komşuların lafına kapılır. Çok durmaz. Ürker, kaçar.

- Ben ürkmem.

- İnşallah.

- Fakat üç senelik peşin, bu biraz ağır...

- Ne yapayım beyim. Canım yandı. İsterseniz...

Sermet Bey köşkü çok beğenmişti. Hem kirası da ucuzdu. Şimdi üç odalı kulübelerin seneliğine yüz elli lira istiyorlardı.

Hemen o gün kontratı yaptılar. Üç senelik kira olan beş yüz kırk lira peşin verilecekti. Hacı Niyazi Efendinin evinden çıktıktan sonra Sermet Bey bekçiyi çıkardı, bahşişiye bir yirmi beşlik kağıt verdi. Bekçi,

- Paranıza yazık oldu efendi dedi, üç sene değil, üç ay oturamazsınız.

- Görürsün.

- Görürüz. Hacı Efendi her girenden böyle üç seneliğini peşin alır, ama hiç birisi bir yaz kalamaz. Verdikleri para da yanar.

Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çağanak, yemek, içmek, keyif, sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın, erkek, dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeli'ydi. Fakat Avrupalıların "Gündüz cefa, gece sefa" düsturunu kabul etmişti. Çocukları mektebe giderlerdi. Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti. Karısı kız mekteplerinde piyano dersi verirdi. Evde çalışmayan yalnız yetmiş beşlik annesiydi. O da mutfağa, hizmetçilere, filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın yerler, yemekten sonra hiç oturmazlar, hemen yatarlardı. Aradan on beş gün geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya, avazı çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada, çamların arasında beyaz bir şeyin gezindiğini haber verdi.

- Gözünüze öyle görünmüştür! Dediler.

Gören diğer hizmetçilere de kanmadılar. Çoluk, çocuk, hepsi arka odanın balkonuna çıktılar. Artemisya'nın parmağıyla gösterdiği beyaz hayaleti gördüler. Ağaçların altında duruyor, sanki köşke bakıyordu. Sermet Bey gözlerini oğuşturdu:

- Vay anasına! dedi, telkinin kuvvetine bak!

Karısı, kızları, çocukları korkudan sapsarı kesildiler. Büyük kızı,

- Ne telkini beybaba! İşte karşımızda, görmüyor musun? Dedi.

- Görüyorum.

- Ey, o halde telkin ne demek?

- Buraya girdik gireli peri masalından başka bir şey işittik mi? Her gelen bir şey söyledi. Şimdi biz bu tesirle böyle hepimiz birden, olmayan bir şeyi görüyoruz.

- Bu mümkün değil.

- Nasıl değil/

Sermet Bey, hokkabaz Kazanöv'ün nasıl bütün bir tiyatro halkına ceplerindeki sanatı yanlış gösterdiğini filan anlattı. "Gözümüz kulağımızdan giren yalanları görür dedi, fakat elimizi bu gördüğümüz şeye sürmeyiz. Hemen kaybolur". Sonra kalktı. Karısının menetmesini filan dinlemedi. Elini görünen hayale sürmek için bahçeye fırladı. Çamlara doğru gitti. Fakat hayal kaçtı. Kayboldu. O gece evin içinde Sermet Beyden başka kimse uyuyamadı.

Artık her gece bu hayali görüyorlardı. Sermet Bey, elini sürmeğe çıkınca hayal kaçıyordu. Biraz alışır gibi oldular. Fakat bir gece hepsi uyurken müthiş bir sarsıntı köşkü yerinden oynattı. Balkonlara koştular. Bir şey göremediler. Sabahleyin yemek odasının dibinde kocaman bir taş buldular. Sermet Bey annesi, "Bizi bu köşkten çıkarmazsan sana hakkımı helâl etmem" demeğe başladı. Beş yüz kırk liraya iki ay oturmak... Bu Sermet Beyin işine gelecek şey değildi. Ama gece aşırı büyük büyük taşlar ev halkına uyku uyutmuyor, hepsini heyecan içinde bırakıyordu. Sermet Bey, her defasında hayalin üzerine gidiyor, bir türlü elini süremiyordu. Taşların başladığını duyan komşular, "daha çıkmazsanız camlarınızı da kırar" diyorlardı. Sermet Bey kontratın, "Çıkarken bütün tamirat müstecire aittir" maddesini hatırlayarak daha ziyade canı sıkılıyor, bu cam kırma devresinin hululünden evvel bir şey yapmayı düşünüyordu. Yavaş yavaş kendi itikadı da bozulmağa başladı. Nihayet çıkmağa karar verdiler. Fakat başka bir ev bulamıyorlardı. Köşke dair daha bin türlü hikayeler işitmeğe başladılar. Sözde burası eskiden kabristanmış. Mutfağın olduğu yerde beş yüz senelik bir evliya yatıyormuş... Sermet Bey, atılan taşlara, kırılan camlara rağmen hâlâ periye inanmıyordu. Bu peri daima çamlığın içine kaçıyor, orada sır oluyordu. Sermet Bey, bir gün çamlığın içine saklanıp birdenbire perinin karşısına çıkmayı, yahut arkasından yavaşça gidip elini sürüvermeyi düşündü. Evdekilerin hiçbiri buna razı olmadı: "Seni hemen oracıkta çarpar!" diyorlardı. Fakat Sermet Bey, bulanan gönlüne rağmen, periye, ecinniye filan bir türlü inanmıyordu. Ertesi akşam koruya gitti. Büyük bir çamın alt dallarından birine bindi. Bekledi, bekledi. Gece yarısı oldu. Köşktekiler de meraktan uyuyamıyorlardı. Zavallıların balkonlarda gezindiklerini görüyorlardı. Birdenbire yüreği hop etti. Hayal sökün etmişti.

Eliyle dokununca gölge gibi uçup silineceğini katiyen bildiği halde yine Sermet Beyin dizleri titremeğe başladı. İçinden, "Ben korkmuyorum, fakat vücudumun korkuyor!" dedi. Yavaşça aşağı atladı. Hayalin arkasından yürüdü. Şeklinin hatları pek sarih gözüküyordu. Yaklaştığını hayalet hiç duymadı. Yavaşça elini uzattı. Beyaz cisme dokundu. Hayal birdenbire fena halde ürktü. Ama kaybolmadı. Döndü, Sermet Beyi görünce alabildiğince kaçmağa başladı.

Sermet Bey, dokununca kaybolmadığı için bu hayalin peri filan olmadığını hemen anlamıştı. Peşini bırakmadı. Kovaladı. Çamlığın sonundaki alçak duvara dayalı bir tahtaya tırmanırken yakaladı. Gayet kuvvetliydi. Hayal, mukabele olmadığını anlayınca çırpınmaktan vazgeçti. Sermet Bey,

- Ben sana elâlemle alay etmesini gösteririm diye zavallı hayali sırtladı. Köşke doğru sürükledi. Bağırdı.

- Lamba getirin, suratını görelim.

- ...

Köşk halkı bahçe kapısına inmişti.

- İnsanmış kerata! Ben dünyada ecinni filan yoktur, demez miyim?

Hayal bir türlü beyaz çarşafı başından bırakmak istemiyordu. Sermet Bey zorla çekti. Sakalı bıyığına karışmış Hacı Niyazi Efendiyi görünce şaşırdılar. Biçare, yüzünü göstermemek için elleriyle örtüyordu. Arkasındaki Şam kumaşından gecelik entarisi yırtılmıştı.

Sermet Bey bir kahkaha attı.

Kızlar, çocuklar, hizmetçiler alıklaştılar.

Büyük Hanım,

- Niçin ümmet - i Muhammed'i korkutup deli ediyorsun a efendi?... dedi.

Sermet Bey,

- Onun sebebini ben bilirim! Cevabını verdi.

Sonra büyük kızına hokka kalemle, yazıhanedeki kontrat kağıdını çabucak getirmesini söyledi. Hacı Niyazi Efendi donmuş gibi, sorulan şeylere hiç cevap vermiyor, hep yüzünü karanlıklara çeviriyordu. Kontrat kağıdıyla hokka kalem gelince, Sermet Bey,

- Haydi bakalım, al eline kalemi!... Yüreğine indirdiklerinin düşürttüğünün çocukların cezasını görmek istemiyorsan söylediğimi yaz, imzayı bas! dedi.

Hacı Niyazi Efendi mihaniki bir hareketle kaleme kaptı. Sermet Bey'in kelime kelime söylediklerini tereddüt etmeden yazdı:
"Kiracım Sermet Bey'den köşkün altı senelik kirası olan bin seksen lirayı peşinen, aldım".

- Hah şöyle!

- ...

imzasını attı. Beyaz örtüsüne bu sefer yarım bürünmüş olduğu halde, her gece sır olduğu tarafa gitti.

Sermet Bey'in iki senedir köşkte oturabildiğine herkes hayrette kaldı. Komşuları Hacı Niyazi Efendiye,

- Galiba senin evin ecinnileri, başka eve göç ettiler. Yeni kiracın hiç çıkacağa benzemiyor! dedikçe, evvelâ sararıyor, sonra kızarıyor, şu cevabı homurdanıyordu:

- Ne abdest, ne oruç, ne namaz, ne niyaz... Karılı, erkekli, çoluklu çocuklu hepsi akşamdan sabaha kadar sarhoş! Ayol onlara ecinni değil, şeytan bile görünemez!

 

Ömer SEYFETTİN. "Perili Köşk". Bütün Hikâyeleri 1, İstanbul: Ötüken, 1974, s. 476-482.

Yorum Yaz
Kaan Altınöz
Kaan Altınöz | 24 Nisan 2012, saat: 21:12

iki satır okumaya üşenen yeni nesil yazık sizlere !

Doğan Korkmaz
Doğan Korkmaz | 04 Nisan 2012, saat: 17:34

ii ki kısa demişim

Umutcan Özdeniz
Umutcan Özdeniz | 03 Nisan 2012, saat: 17:20

çok güzel

Gürkan Doğan
Gürkan Doğan | 01 Nisan 2012, saat: 21:00

abazalar

Zöhre Doğu
Zöhre Doğu | 24 Mart 2012, saat: 20:46

özettt arıyoruz yaaaaaaaaaa

kitap kurdu
kitap kurdu | 25 Ekim 2009, saat: 22:05

ben bu kitabı okumuştum gayet güzel özeti yazan arkadaşımızada çok teşekkür ediyorum ÖMER SEYFETTİNin bütün eserleri bence harika tuğçe'yede diyecek bişey bulamıyorum en azından emeğe saygı..

ZEKİ KIZ
ZEKİ KIZ | 19 Ekim 2009, saat: 18:29

KİM HANGİ GERİZEKALI ÜNLÜ BİRİNİN KIZI İSE O BEĞENMİYORSA BEĞENMESİN HERKES BUNU BEĞENİYOR ONUN FİKRİNİ SORAN OLMADIĞI İÇİN KAPASIN ÇENESİNİ

**********
********** | 19 Ekim 2009, saat: 18:21

bu benim okuduğum en güzel hikayeydi.Sanki bu olayı ben yaşamış gibioldum.müthiş :):):):):)
*********MÜTHİŞ*************

tarık
tarık | 16 Ekim 2009, saat: 20:56

tuğçe karacamısın nesin fazla havalanma iğne batırır patlatırla .Çok güzel olmuş

isimsiz
isimsiz | 06 Ekim 2009, saat: 11:05

1. Tuğçe kendini çok fazzzla beğenmesin çünkü sadece o bi tuğçe...
2.Bana hikaye deil de özeti lazım lütfen yapar mısınız?? Size yalvarırım.
3.Hikayeyi yazmanız da çok ii olmuş.
4.Saolun...

isimsiz
isimsiz | 27 Eylül 2009, saat: 15:00

ya insan hiç kaç sayfa olduğunu yazmaz mı ??????

isimsiz
isimsiz | 15 Ağustos 2009, saat: 12:37

gerçekten çokkk güzel bir öykü...herkese tavsiye ederim...:))))

kübra
kübra | 23 Haziran 2009, saat: 12:29

bn hep bu koskun hıkayesını dınlemek ıstıyodum cok gusel ıstanbulda dıkkatımı cektı tekne turu yaptık orada gordum de bu arada tuğce sen unlu bırının kızıymıssın kesın unlu bı tecavuzcu coskunun kısısın yalan mı bu arada msnemı eklemek ısteyenlere eklesin crazy_lolita_rock@hotmail.com

HAZAL
HAZAL | 14 Haziran 2009, saat: 09:51

BENCE HEPSİ BİRBİRİNDEN ÇOK GÜZEL

koray
koray | 05 Mayıs 2009, saat: 14:25

Süper olmuş harikaydı ve proje ödevimde çok işime yaradı saolun...

kedikız
kedikız | 10 Nisan 2009, saat: 11:08

Bu kitabı aldım.Çok güzel bir kitap.Çok sevdim.O kitabı bitirdim.

isimsiz
isimsiz | 02 Nisan 2009, saat: 13:52

bu masal yarım yoksa tam mı?

isimsiz
isimsiz | 31 Mart 2009, saat: 22:05

ya ne karacaysan ol be senn ünlü olup olmaman bizi ilgilendirmez!!!!bu siteye hava atmak için deil kitap hakkında yazmak için gir madem begenmedin belirtme basbakan olsan bile hava atmıcaksın sacmalama adam gbi yazacaksaniz yazn be

pcKobadd37
pcKobadd37 | 31 Mart 2009, saat: 21:54

vacit bey yanındaki postacıya sordu:sıra bana ne zaman gelecek dedi.postacı sakin bir şekilde dönerek: işte dedi ve parmağıyla gosterdiği zarfı açtı gerisini tamamlayın =)

pckobattemre37
pckobattemre37 | 31 Mart 2009, saat: 21:19

yha bole salaklıkmı olur yha hikayeyi okumaktan canım çıktı peri diye bişi varmıdır sabıttınızmı

İSİMSİZ
İSİMSİZ | 30 Mart 2009, saat: 20:47

KİTAP ÇOK İLGİ ÇEKİCİ OLDUĞU İÇİN BÜTÜN ÖĞRENCİLER OKUYOR..!!

damla
damla | 26 Mart 2009, saat: 18:55

harika bir şey bayıldım

isimsiz
isimsiz | 22 Mart 2009, saat: 10:23

Tuğçe sen kendini beğenmişin tekisin
hiç boşuna uğraşma benim tırnağım bile etmezsin

isimsiz
isimsiz | 21 Mart 2009, saat: 14:40

süper bir hikaye okuyuculara tavsiye ederim

karakan_61_@hotmail.com
karakan_61_@hotmail.com | 20 Mart 2009, saat: 16:36

idare eder ama tuğce kadar güzel diğil cok ünlünün kızı da güzeldir:)

isimsiz
isimsiz | 17 Mart 2009, saat: 19:17

cok güzel

fatih toğuç
fatih toğuç | 05 Mart 2009, saat: 15:23

ama ben resimli istiyorum

cok acil

Furkan Vona
Furkan Vona | 04 Mart 2009, saat: 11:32

Ömer seyfettine minnetkarız onun öyküleriyle büyüdük onu çok seviyoruz ona çok teşekkür ediyğrım

isimsiz
isimsiz | 16 Şubat 2009, saat: 16:46

ya bu kitabin özetini iyiki koydunuz yoksa ben analarını sikecektim

isimsiz
isimsiz | 10 Şubat 2009, saat: 18:44

bence çok güzel o tuğçe karacada kendini beğenmesin
çok işime yaradı teşekkür ediyorum

kübra
kübra | 07 Ocak 2009, saat: 14:26

özeti olmazsa ben yanarım

mukaddes
mukaddes | 13 Aralık 2008, saat: 17:57

bu site sayesinde ödevim cok ğüzel oldu biraz uzun ama yınede cok öğretmenimiz cok beğendi :) !

TUĞÇE KARACA
TUĞÇE KARACA | 02 Aralık 2008, saat: 21:30

HERKES ÇOK BEĞENİYOR AMA HİÇTE GÜZEL DEĞİL BEN ÇOK ÜNLÜ BİRİSİNİN KIZIYIM

damla
damla | 30 Kasım 2008, saat: 18:53

hikaye çok güzeldi bayıldım...

isimsiz
isimsiz | 16 Kasım 2008, saat: 16:31

bu hikayeyi paylaşmak için eline bunu yazmayı söyleyen beynine teşekkür ederim gerçekten çok güsel bir anlatım teşekkür ederim.

alper
alper | 10 Kasım 2008, saat: 22:41

ömer Seyfettinin bu hıkayesını cok mrk edıyom sızden Allah razı olsun efendım..Benım ıcın cook makbule gectı yapanın emegıne saglık :)

merve
merve | 09 Kasım 2008, saat: 16:14

ya güzel ama çok uzunn ya ben bunu yazıyom bitniyor gerçekten çok uzun ama hikaye çooooook güzel. perili köşk hikayesini sevdim

isimsiz
isimsiz | 06 Kasım 2008, saat: 18:01

nemse tavuğu ne demek

isimsiz
isimsiz | 01 Kasım 2008, saat: 19:35

çok sağ olun bu bölümü çok arıyordum teşşekkür ederim

**DAMLA**
**DAMLA** | 17 Eylül 2008, saat: 14:19

Perili köşk benim değeri çok yüksek bir kitap yani bir okuduğunda anlayabiliyosun.Herkes okumalı,yani tavsiye ederim,kitap okuyanlarar için güzel bir kitap.

isimsiz
isimsiz | 09 Mayıs 2008, saat: 14:07

çok süper bir roman herkez okusun tavsiye ederim böyle bişey yok yaaa mühteşem ötesi

ceren
ceren | 08 Mayıs 2008, saat: 18:38

ben bu kitabı okudum çok güzel ve çok ilginç neyse ömer seyfettin yazarımız çok güzel yasmış ellerine sağlık

simge
simge | 23 Nisan 2008, saat: 13:19

çok güzel bi kiitap 13 yaşındayım ve ya nasıl diğim cok güsel işte tşk ederiz

aleyna
aleyna | 13 Nisan 2008, saat: 19:56

bence ömer seyfettinin bütün ama bütün eserleri çok güzel zaten kitap okumak çok eğlenceli ders çalışmak daha da eğlenceli yani kısacana çok güzel ve çok beğendim

isimsiz
isimsiz | 30 Ocak 2008, saat: 10:05

abi allah razı olsun sizden ya vallaha çok işimi gördü çok saolun Allah razı olsun
Allah tuttuğğunuzu altın etsin emi

isimsiz
isimsiz | 27 Ocak 2008, saat: 19:38

saolsunlar bu siteyi kuranlardan:D

ezgi
ezgi | 26 Ocak 2008, saat: 17:00

muhteşem bir hikaye

isimsiz
isimsiz | 26 Ocak 2008, saat: 16:58

Çok güzel bir hikaye ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten ÖMER SEYFETTİNİN bütün kitaplarını çok beğeniyorum.O bir muhteşem Türk yazarı.

isimsiz
isimsiz | 15 Ocak 2008, saat: 18:19

çk güzel bir kitap ama biraz basit olmuş ama genede çk güzel verdiği mesaj gerçekte olabilecek olaylardan biri teşekkürler

çanakkaleden levent kusin
çanakkaleden levent kusin | 01 Ocak 2008, saat: 14:06

bu öyküyü herkese tavsiye ederim okumayanlarada tesüf ederim.
okadar iyi bir öykü ki içinde çok bilgi saklı.

TUBA
TUBA | 01 Ocak 2008, saat: 01:03

ARKADAŞLAR LÜTFEN BİRİ BANA HİKAYENİN KONUSUNU ÖZETİNİ VE ZAMANINI YAZABİLİR Mİ LÜTFEN EN KISI ZAMANDA!!!!!!!!!!!!!!!!!!

yusuf
yusuf | 16 Aralık 2007, saat: 16:09

cok iyi yazmış ömer seyfettin

melek
melek | 09 Aralık 2007, saat: 11:16

herkesin dediği gibi çok güzel.ömer seyfettin iyi bir yazar.onu tebrik ediyorum

gupse
gupse | 04 Aralık 2007, saat: 15:53

Bence kimsenin ÖMER SEYFETTİ'inin beğenim beğenmemesiyele olmaz Ömer Seyfettin zaten herzaman hikayeleriyle olsun romanları yani kısacası bütün herşeyi ile ünlü olmuştur biz Ömer Seyfettini beğensekte beğenmesekte Ömer Seyfettin yazdıkları ile ünlü.hem sadece bi hikaya yada romanı ile değil bütün yazdığı bilgilerle insanın içini fet etmiştir. hem sadece bir iki kişi de değil bütün kitap sevenlerin kalpini fet etmiştir.

Düzenleyen omerseyfettinhikayeleri gün: 3.2.2008 saat: 22:03

sude
sude | 01 Aralık 2007, saat: 23:48

ilginç bir hikayeydi.beğendim okunmasını tavsiye ederim

isimsiz
isimsiz | 07 Kasım 2007, saat: 23:19

Meri denilen kültürsüz, Omer Seyfeddin ölüeli yıllar oluyor, neyin teşekkürünü iletiyorsun? sen önce Türkçe yazmayı öğren, sonra bu büyük insanları eleştir. bir de "iyi bir yazarmış" diye yazmışın. vay hayvan vay..

ALİ
ALİ | 05 Kasım 2007, saat: 10:30

EMİNE SEN ÖMER SEYFETTİNİ TANIMUMUYDUN HARİKA BİR YAZARDIR OKEY BİR DAHA BAŞKASI İÇİN İYİ BİR YAZARMIŞ DİYE YAZILMAZ!!!

ALİ BABA
ALİ BABA | 05 Kasım 2007, saat: 10:22

HARİKA VE HEYCANLI BİR HİKAYE BU HEYCANI BANA YAŞATAN ÖMER SEYFETTİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM...

emine
emine | 31 Ekim 2007, saat: 10:22

gerçekten süper bir hikaye insan okudukca haz alıyor.ÖMER SEYFETİN çok iyi bir yazarmış.

BUKET
BUKET | 29 Ekim 2007, saat: 19:53

GERCEKTN ILK DEFA OKUDUM COK HEYCANLI HELE O PERIYE ELINI UZATMASINI OKURKEN NUTKUM TUTULDU GERCEKTEN COK GUZEL OMER SEYFETTINE TESEKKUR EDERIM BOYLE BI HIKAYE YAZDIGI ICIN.

kasım
kasım | 29 Ekim 2007, saat: 16:25

bence çok herike bir hikayedir herkez okumalı diyorum birazda ürkütü

eren
eren | 22 Ekim 2007, saat: 21:40

çok uzun yaıyorsunuz

rahip
rahip | 22 Ekim 2007, saat: 17:40

kafirler yanacaksınız

batman
batman | 22 Ekim 2007, saat: 17:36

bu siteyi kötü ve acımasız periler basacak

adı lazım deil baş harfi f
adı lazım deil baş harfi f | 20 Ekim 2007, saat: 14:06

ya manyak bi hikayemiş bu ilk ben bu hikayeyi 2.sınıfta okumuştum ama unutmuştum bu hikaye liise1 de yine karşıma çıktı ve çook mutlyum ömerseyfettinin yazdıgı bütün romanlar çook güzeldir zaten...............

buse
buse | 16 Ekim 2007, saat: 17:20

bence çok güzel bir hikayeydi buraya koyanında eline sağlık!!!!!!!!

NAZLI
NAZLI | 16 Ekim 2007, saat: 11:50

BEN 5. SINIF ÖĞRENCİSİYİM TÜRKÇE DERSİNDE SİVRİSİNEK HİKAYEMİN VAR O HİKAYEYİDE ÇOK SEVİYORUM DERS VERİCİ BİR HİKAYE
ÖMER SEYFETTİNİ ÇOK SEVİYORUM

isimsiz
isimsiz | 15 Ekim 2007, saat: 20:30

ayy cok güzel cok heycanlı ama sonuda harıkaymıs omer seyfettını takdır edıyorumm dogrusu sen bu yasıma kadar ( 15 yasındayım ) bole guzel bı hıkaye okumamıstımmm herkese tavsıye edrımmm sahsenn

| 08 Ekim 2007, saat: 22:37

dil ve anlatım ödevimde kısaltıp verdiklerinden çok merak ettim ve netten buldum bu siteye uğrayanların okumasını öneririm harika bir hikaye

isimsiz
isimsiz | 04 Ekim 2007, saat: 11:35

Arkadaşlar Ömer Seyfettinin yazdığı her kitap güzel beğenmemezlik yapmayalım

isimsiz
isimsiz | 02 Ekim 2007, saat: 12:46

PERİLİ KÖŞKÜ okumaya başladığımdan beri beğendim.

isimsiz
isimsiz | 22 Temmuz 2007, saat: 13:49

bence süper bir hikaye peri diye birşey yoktur hayeli ürünlere asla inanmam.çünkü cahil insanların uyduruğu bir yalan bana göre bize ders vermektedir .

( TEBRİKLER SÜPERR BİR HİKAYEE!!!!!!!!!! )

1a2a3a4a5a6a
1a2a3a4a5a6a | 22 Temmuz 2007, saat: 13:43

ben perili köşk hikayesini okuum ve çok beyendim . inanılmaz çok güzel.zaten tüm hikayeleri çok güzel tebrik edrim bize çok güzel bigi veriyor .


ayşgül kurtuluşcan**********

metriks
metriks | 04 Temmuz 2007, saat: 14:23

okurken uykum geldi çok güzel

isimsiz
isimsiz | 21 Haziran 2007, saat: 11:38

hikayenin konu ve anlatımı çok güzel. ama hikayede cinlerin de varlığının bir nevi reddedilmesi insanı küfre götürür.

dilara!
dilara! | 29 Nisan 2007, saat: 14:35

ömer seyfettinin perili köşk öyküsü benim için süperrrrrrrrrr. bu hikayeden herkes ders almalıdır.zaten ömer seyfettindende böyle bir hikaye beklerdim.bu hikayenin konusunu çok beğendim.GAZİANTEP'TEN bütün bayraktar lisesine selamlar!...

ihsan
ihsan | 29 Nisan 2007, saat: 14:26

ömer seyfettin yazarlarınn en önde gelenlerdendir.ömer seyfettin her öyküsünde olduğu gibi bunuda çok ustalıkla yazmıştır.çok beğendim.

siyahinci
siyahinci | 21 Nisan 2007, saat: 16:35

çok beyendim çok güzel bir hikaye ömer seyfettin çok iyi bir yazar çok beyeniyorum ve bütün blogculara selamlar...

merve
merve | 15 Mart 2007, saat: 17:50

herkesin ders alacağı bir hikaye bence adam çokgüzel yapmış başkalarının da parasını alıp onları kandırmasını engellemiş.HERKES OKUMALI.ÇOK GÜÜÜÜZEL...

ayşe nur
ayşe nur | 15 Mart 2007, saat: 16:50

bencede çok güzel bir hikaye herkes okumalı

isimsiz
isimsiz | 13 Mart 2007, saat: 21:47

chook güsel bi öyküü ama afişine ne koymalıı???

recep demir
recep demir | 08 Mart 2007, saat: 10:44

hiç beğenmedim bu kitabı

zehra
zehra | 04 Mart 2007, saat: 00:58

güzel bi hikaye okunmasını tavsiye ederim

meri
meri | 12 Şubat 2007, saat: 21:45

bırava çok güzel bir hikaye çok beğendim.ömer seyfettin iyi bir yazarmış.onu taktir ediyorum ve başarılarımı iletmek istiyorum*

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !